Sonunda istediğim basit hayata kavuştum.
İhtiraslarım ve arzularım normal bir insana denk hale geldi. tek bir konu hariç which is my sexual passion. Yani, acayip bir nüans var kafamda. Zayıf , şişman , sarışın filan değil konu. Şeftali tüyleri sarıya çalan ve yumuşatıcı kokan her canlıya müthiş eğilim duyarken , küçük elli olup bir de sivri burunlu sneaker giyenlere tahammül edemiyorum.
nokta.
The King is back in town .
8 Mayıs 2015 Cuma
6 Mayıs 2015 Çarşamba
once upon a time there was a little prince named king jr
once upon a time there was a little prince named king jr.
tembel ve şeker bir oğlandı. bir kere iyiydi, kalbi temizdi. evet, sineklerin kanadını yolmuşluğu, karınca yuvasına diş macunu sıkmışlığı, kuluçka tavukları peşinden koşturmuşluğu vardı ama iyi çocuktu işte.
gel zaman git zaman o korunaklı yuvasından çıkmak zorunda kaldı.
değişime hiper karşı bir doğası vardı. istiyordu ki; herşey aynı kalsın, sevdikleri yaşlanmasın, limonata içtiği köşede ki büfe hep tommiks satsın.
bir kere anlayamıyordu; neden ona güzel gelen şeyler hep yasaktı, olmazlardandı. arızalı yanını hiç sevmedi ama onu sevenler en çok bu yönünü sevdi. delilermiydiler neydiler acaba ?
büyümeye başlarken uyumsuzluğu ortaya çıktı. ona buna saldıran sevimsiz çocuklardan hiç olmadı. ama bir gruba dahil de olamadı . yıllar yıllar sonra ona yapışıp kalan egzantrik gizemli adam duruşu hep bundan kaynaklandı .
güzelliklere hastaydı. ayak başparmağı en sevdiği yeriydi. yengesine söylediği zaman, kadın şen bir kahkaha atmış, o da şaşkın gözlerle bakakalmıştı.
her zaman bir kadını çok mutlu edeceğini düşündü. farkedileceği günü bekledi. onaltı yaşında annesiyle alışverişe gitti. giydiği pantalonun kumaşı tesadüfen annesinin eteğiyle aynıydı. annesinin eve gidip değişme isteğini bir türlü anlayamadı, kadınlar diye iç geçirdi. paketleri taşıyarak efendi efendi annesine yardım ederken tezgahtar kızın bakışlarını üzerinde hissetti. " sigara alırmısınız ? " . annesi sesini tizleştirerek o daha çocuk işinize bakın diyerek kızı haşladı. hakikaten anlayamıyordu.
bir başka gün yolda yürürken kardeşlerinden geride kaldı. yanına kırmızı bir araba yaklaştı. "atlasana, sahilde gezelim ?". yahu o daha onaltı yaşında bir çocuktu. zaten kadın gibi görünen erkek sesli insanımsıdan tırsmıştı .
ergen yıllarını ileride hayatının en kabus dönemi olarak isimlendirecekti. o bu kadar şaşalarken, diğerleri nasıl oluyor da emin adımlarla hayatlarına devam edebiliyorlardı ?
king jr genç bir adam olma yolunda ilerlerken sistemi öğrendi. kadınlar hayatında hep vardı. rol model erkekler ise, güçlü adamlardı. enine boyuna, kudretli, lafı geçen adamlar. öyle olmayı erkek olmakla eş bildi. zayıflık kabul edilemezdi. tek kale maçlarda gol atacak, tavlada yenecek, oltadan balığı tek hamlede çıkaracak, mangalı yakacak, sesini yükseltince herkes sus pus kesilecek filan.
bayaa eğlenceli bir yolculuktu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

